MISIR
EL AHRAM: 
TÜRKİYE VE İSRAİL… ÇIKAR DİLİNİN HÂKİM OLDUĞU BİR İLİŞKİ
Türk ordusunun son günlerde İsrail’den teslim aldığı 6 adet insansız Heron uçaklarının test uçuşu, Doğu Anadolu’nun Batman kentinde yapıldı. Önümüzdeki iki ay içinde de Türk ordusuna ikinci ve son teslimat yapılacak.
Yahudi devletinden ithal edilen silahlarda, bazı teknik aksaklıklar çıkabiliyor olsa da başkent Ankara’da askerî işlerden sorumlu olanlar bunu, iki ülke arasındaki askerî sanayi alanında önemli ve sürekli gelişen iş birliği yolunda bir engel olarak görmüyor. Buna kanıt olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün doğduğu yer olan Kayseri’de nisan ayında bir tören düzenlenecek. Bu törende, modernizasyonlarının yapılması için İsrail’e verilen tanklar teslim edilecek. Baharın gelmesiyle de hava yolları şirketleri İstanbul-Tel Aviv seferlerine başlayacak. Bu durum, her iki ülkede yoğun sise neden olan ve bir daha güneşin doğmayacağı düşüncesini yaratan uzun bir sonbahar sonrasında gerçekleşecek.
Gürültü, bir ana başlıktı ve hâlâ yankıları farklı yerlerde yankılanıyor. Ankara’daki Başbakanlıktan işgali ve yerleşim politikalarını kınayan cümleler yükseldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bütün illerdeki parti yetkilileri önünde sözlü olarak Gazze’deki trajik durum sona ermedikçe İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmeye devam edilemeyeceği taahhüdünde bulundu. Aynı zamanda Almanya’da bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, gerçekçi olmaktan ziyade duygusal açıklamalarda bulunuyordu.
Almanya’nın Münih kentinde haftalar önce düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’na katılan Türkiye Dışişleri Bakanı, ülkesinin Tel Aviv Büyükelçisinin itibarını, alçak koltuğa oturtmak suretiyle zedelemeye çalışan İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon ile aynı panelde bulunmak istemediğini söylemişti. Davutoğlu ayrıca İsrail’e işaret ederek bölgenin nükleer silahlardan arındırılmış olmasını temenni ettiğini ifade etti.
Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, bir öfke kampanyasına öncülük ederek Türkiye’de iktidarda bulunan kesime antisemitizm suçlamaları yöneltti. Anadolu’nun konumunu küçümsemek maksadıyla İsrail’de bir internet sayfası, İsrail’in hiç kimsenin haberi olmadan herhangi bir hava sahasını ihlal edebileceğine işaret etti. Bunu yazarken iki İsrail casus uçağının, Türk Ordusu’nun bilgisi olmadan 17 Mart gecesi Türk hava sahasını ihlal ettiğine işaret ediyordu. Ancak Türk Ordusu hızlı bir şekilde açıklama yaparak bu durumdan haberdar olduğunu ve bu iki uçağa izin verdiğini belirtti. Bu olay, hem İsrail ile AK Parti Hükûmeti arasındaki hem de söz konusu hükûmet ile askerî müessese arasındaki karmaşık ilişkilerin göstergesidir.
İktidardaki AK Parti, ülkesinin İsrail’i tanımakta öncü olduğu için bir şekilde özür dilemeye çalışıyor gibi görünüyor. Bunun için de İslam ülkeleriyle iş birliği konusuna özen gösteriyor ve İsrail ile çatışmasında Arap ülkelerini destekler bir politika izliyor.
Çıkar dili, Türk toplumunun etkin sektörleri için çok önemlidir. İsrail, bu kesimle sürekli bir iletişim içinde. Ankara’yı ziyaret eden İsrailli yetkililerin, Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’ün mozolesine çelenk koyması, kesilmesi mümkün olmayan ilişkilere yönelik bir mesajdır.
İNGİLTERE
FINANCIAL TIMES: 
TÜRK EKONOMİSİ İYİYE GİDİYOR
Türk ekonomisi, yıllık yüzde 6′lık büyüme oranıyla, analistlerin beklentileri karşısında ve Merkez Bankasına faiz oranlarını artırması yönünde baskı yaparak 2009 yılının son çeyreğinde küçülmeden çıkmaya başladı.
Veriler, Türkiye’nin kendi bölgesinde, küresel krizden en güçlü çıkan ülkelerden biri olduğunu gösterdi. Dün yayımlanan veriler, hükûmetin yüzde 6′lık küçülme beklentisine rağmen yıl genelinde küçülmenin yüzde 4,7 olduğunu gösterdi.
İyileşme, yüksek kişisel tüketimlerle ve hükûmet harcamalarındaki artışla gerçekleşti. Barclays Capital’den ekonomist Christian Keller, Türkiye canlandırıcı unsur olarak daha ziyade iç talebin artmasını umut edebilir.” dedi.
Ekonomi Bakanı Ali Babacan, 2010′daki ekonomik büyümenin, hükûmetin orta vadeli mali planlarında da öngörüldüğü gibi yüzde 3,5′i aşmasını beklediğini söyledi.
JPMorgan’dan ekonomist Yarkın Cebeci iç tüketimde fark edilebilir herhangi bir değişikliğin, kredi talebi veya fiyatlandırma tutumunun, Merkez Bankası’nı daha etkin olmaya veya faiz oranlarını artırmaya beklenenden daha erken başlamaya teşvik edebileceğini belirtti.
Ancak analistler, Merkez Bankası’nın, para politikasını sertleştirmeden önce likiditeyi artırmak için teknik tedbirler almasının daha muhtemel olduğunu söylüyor.
ÖZEL HABER
DÜNYA BASININDA ERDOĞAN VE MERKEL GÖRÜŞMESİ
Angela Merkel’in Türkiye ziyaretini yakından takip eden Dünya Basınından birkaç başlık ve haber şöyle:
WALL STREET JOURNAL: ERDOĞAN ZAMANINI BOŞA HARCIYOR
Başbakan Erdoğan, Angela Merkel’in ziyaretinin verdiği fırsattan yararlanarak yine Türkiye’nin tam üyelik hedefini kabul ettirmeye çalıştı. Zamanını boşa harcıyor. Yunanistan’ın kurtarılması konusunda tutumundan hiç taviz vermeyen Alman Başbakanı, bu konuda bir U dönüşünü de yapmaya hazır değil.
MÜNCHNER MERKUR: ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR ETMEK LAZIM!
Başbakan Erdoğan’a teşekkür etmek gerekir, zira tahrik edici açıklamalarıyla Başbakan Merkel’i, pozisyonlarını net bir biçimde açıklamak zorunda bıraktı.
Erdoğan örneğin İran’ın nükleer programı çerçevesinde AB’nin tüm çabalarına ters çıkışlarda bulundu, iç politik reflekslerle dış ülkelerde yaşayan Türkleri, konuk oldukları ülkelere karşı kullanmaya çalıştı ve Şansölye Merkel’e Türk düşmanlığı suçlamasını bile yöneltmekten çekinmedi. Aslında Angela Merkel bu noktada kızgınlığını daha belirgin biçimde sergilemeliydi. Ancak AB’nin Türkiye’ye uyguladığı korkak ve tehlikeli oyalama taktiği de yerini artık, akılcı bir ‘ne verirsem, karşılığında ne alırım’ tartışmasına bırakması gerekir. İşte bu konuda Şansölye Merkel’den daha cesaretli davranması beklenir.
FINANCIAL TIMES DEUTSCHLAND: KABUL ETMEK İSTEMİYORUZ SİNYALİ TEHLİKELİ
Avrupa’nın Türkiye’yi ısrarla kulübe kabul etmek istemediği sinyali vermesi tehlikeli. Zaten Türkiye’nin de hemen yarın AB’ne üye olması diye bir durumun söz konusu değil.
Türkiye, AB’nin önemli ülkelerinden biri olan Almanya’dan, ciddi bir üyelik perspektifi sinyali vermesini bekliyor. Başbakan Merkel Türkiye’deki gezisinden cesaret alarak, bu konuda kendi partisi içinde değişim yolunu açmalıdır.
STUTTGARTER ZEİTUNG: MERKEL TEMKİNLİ BİLİNİRDİ AMA…
Başbakan Merkel normalde daha temkinli açıklamalara eğilimli bir politikacı olarak tanınmasına rağmen, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde yakında yapılacak seçimleri göz önünde bulundurarak, Başbakan Erdoğan’ın Almanya’da Türk okulları açılması önerisine kamuoyu önünde karşı çıktı. Ancak her iki politikacı da seçim taktiklerinin hangi noktaya kadar sürdürülebileceğini ve hangi noktadan itibaren ikili ilişkilerin bundan zarar göreceğini bilmeleri gerekir. Belki biraz gecikmeli de olsa, Merkel ve Erdoğan bu konuda sorumluluklarının bilincinde olduklarını sergilediler.
GUARDİAN: GERGİN ZİYARET
Türklere yönelik nefret iddialarının ardından Angela Merkel’in gergin Ankara ziyareti gerçekleşiyor. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin AB üyeliğine muhalefetini tekrarlamasından ötürü Merkel’i suçladı.
FINANCIAL TIMES: OKULLAR İHTİLAFINI GİDERMEYE ÇALIŞTI
Angela Merkel, Türkiye ziyareti sırasında okullar ihtilafını gidermeye çalıştı. Ankara ve Berlin, Almanya’daki Türk liselerinin açılması çağrıları konusunda karşı karşıya geldi. Bir Türk yetkilisi, görüşmelerin çözüm için zemin hazırladığını söyledi.
SURİYE
EL THAWRA: 
SURİYE VE TÜRKİYE… GELECEĞE GİDEN YOL HARİTASI
Türkiye’yi ziyaret eden biri, Türklerin Suriyelilere duyduğu derin sevgiyi ve Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın özel konumunu hissedebilir.
Türkler, Suriye-Türkiye ilişkilerindeki canlanmanın, Cumhurbaşkanı Esad ile Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın attıkları önemli adımlarla ilgili olduğunda hemfikir. Onlarca yıl biriken, psikolojik ve siyasi engeller oluşturan buzlar kırıldı. Geçmişte var olan boşluk, bu boşluğu büyütmek, siyasi düşmanlık yaratmak, Türk halkının nazarında Arapların imajını zedelemek için pusuda bekleyen birtakım güçler tarafından kullanılmıştı.
Burada, Türk medya mensupları ile Suriyeli meslektaşlarının bakış açıları arasındaki uyuma işaret etmek faydalı olacaktır. Bu uyum, özelikle de geçen 80 yıllık anlaşmazlığın nedenleri üzerine yapılan diyaloglarda ön plana çıktı. Bunda Siyonist medya ile Batı medyasının payının yanı sıra geçmiş hükûmetlerin düşmanın yanında yer almasının, hatta onunla ittifak kurmasının rolü vardı. Üstelik Filistin davası Araplar için merkezi bir mesele iken bu durumun yaralayıcı etkisi oldukça fazlaydı.
Her türlü durumda medya mensuplarının üzerinde mutabık olduğu bir bakış açısı var ki o da bulutların dağılmış olduğu ve siyaset ile medyanın kapılarının ardına kadar açıldığı. Araplar ve Türkler tarihleriyle barışıyorlar ve ona artık olumlu ve olumsuz yönlerini görerek eleştirel bir gözle bakıyorlar. Dolayısıyla geçmişe şöyle bir dönmek ve vaatler sunan geleceği görmek gerek; çünkü Amerika’nın şemsiyesinin yırtılmasının ve uluslararası bloklaşma sisteminin kaybolmasının ardından bölgede varlık gösteren yeni gerçekler var. Artık bölge ülkelerini kapsayacak, Suriye ile Türkiye’nin stratejik konumları gereği asal bir rol alabilecekleri bölgesel bir blok kurulabilir.
Tarihte, Araplarla Türklerin çok iyi idrak ettiği tartışmasız dersler varsa o da Arap-Türk etkileşiminin tarihin en önemli imparatorluklarından birini oluşturduğu gerçeğidir. Şimdi de imparatorluk dönemindekilerin aynısı olması gerekmeyen yeni temeller üzerine bir iş birliği kurmak mümkün. Şimdi artık nüvesi ortak çıkarlar olan yeni temeller kurulabilir. Hızla gelişen Suriye-Türkiye ilişkilerinin taşıdığı yeni umutlar ve hayaller var. Bunları gerçekleştirmek elbette bir piknik havasında olmayacaktır, çünkü pusuya yatanlar çok. Herkes, bu durumun ABD ile Siyonistlerin hoşuna gitmeyeceğini biliyor. Ancak tren raylara oturdu, sürücüler de yolları ve treni kullanmayı iyi biliyor.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ
GULF NEWS: 
KÖRFEZ’DEKİ ARAP ÜLKELERİNDEN ÇOK DAHA FAZLA TURİST TÜRKİYE’Yİ TERCİH EDİYOR
Tüm dünyada uluslararası turizmi olumsuz etkileyen bir mali krizin yaşanıyor olmasına rağmen Körfez’deki Arap ülkelerinden Türkiye’yi en gözde seyahat güzergahı olarak seçen turist sayısı 2009 yılında yüzde 16,45 oranında arttı.
Ayrıca güncel istatistiki verilere göre 2009 yılında dünyanın her yerinden Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 27 milyonun üzerinde, ki bu da 2008 yılına kıyasla yüzde 2,8 artış olduğunu gösteriyor.
Bu sayı içerisinde en büyük payı, Körfez’deki Arap ülkelerinden yüzde 21,36 artış ile Kuveyt, yüzde 12,7 artış ile Birleşik Arap Emirlikleri, yüzde 12,49 artış ile Bahreyn yüzde 20,31 artış ile Suudi Arabistan ve yüzde 0,82 artış ile Katar oluşturuyor.
Dubai Kültür ve Enformasyon Ataşesi ve aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri Türk Turizm Ofisi direktörü Emin Kaya, mali krize karşın bu rakamların artacağı görüşünde.
Kaya Türkiye’nin zengin kültürel ve turistik hazinesinin, Arapların özellikle de Körfez’deki Arap ülkelerinin vatandaşlarının dikkatini çekebileceğini belirtiyor.
Kaya “Bölgedeki turizmi teşvik eden faaliyetlerin devamlılığını ve Türk turizm ürünlerinin tüm bölgesel ve uluslararası piyasalara ulaşıncaya değin büyümesini amaçlayan, Ankara’daki Turizm Bakanlığının vizyonu ve çabalarına destek olmak için çok çalışıyoruz.”
Haberle BasınYayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden alınmıştır.